TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Toplantısı Ertelendi
TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun yarın yapılması beklenen toplantısı ertelendi. Komisyon önümüzdeki hafta, çalışmaların değerlendirilmesi gündemiyle 17’nci kez toplanacak. Komisyonda, üye partilerden oluşan bir heyetin İmralı’ya giderek PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmesinin gündeme gelebileceği ileri sürülüyor.
CHP Heyetinin Yaklaşımı ve MYK Kararı Beklentisi
Komisyonun üyesi ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan, CHP’nin tutumuna ilişkin soruları yanıtlarken, partide pozisyon değişikliği olmadığını belirtti. Bakan, partinin komisyon resmi başvuru yapmadan MYK’nin tavır almayacağını söyledi. Konunun komisyon gündemine gelmesini beklediklerini, gündeme geldiğinde resmi tavrı müzakere sonrası belirleyeceklerini ifade etti. Şahsen İmralı’ya gidilmesini doğru bulmadığını; Meclis çatısı altında çözüm aranmasını tercih ettiklerini kaydetti. Bakan, Öcalan ile zaten güvenlik bürokrasisi, avukatları ve DEM heyetinin ayrı ayrı görüştüğünü, mesajların kamuoyuyla paylaşılabildiğini dile getirdi.
Parti İçi Süreç ve Karar Alma Usulü
Bakan, MYK’da her üyenin ve Genel Başkanın düşüncesini ifade edeceğini, MYK kararına göre pozisyon belirleyeceklerini söyledi. “Bütün seçenekler masada” ifadesini kullanarak, her konunun siyaseten tartışılıp karara bağlanacağını; komisyondan gitme ya da gitmeme kararının MYK değerlendirmesine ve Genel Başkan’ın takdirine bağlı olduğunu vurguladı. Bireysel açıklamaların parti politikasını belirleyemeyeceğini, kararın ortak akılla alınacağını belirtti.
Görüşmenin Sürece Etkisi ve Katılım Kriteri
İmralı ziyaretinin toplumda yaratacağı tepki nedeniyle sürece negatif katkı sağlayacağı değerlendirilirse CHP’nin buna katılmayacağını söyledi. MYK’nın iradesine herkesin bağlı kalacağını vurguladı. Katılım kararının partinin ortak aklı doğrultusunda alınacağını belirtti.
AKP ve MHP Tutumlarına İlişkin Değerlendirme
Bakan, AKP’nin henüz konuyla ilgili net bir görüş bildirmediğini, iktidarın konuyu siyaseten değerlendirdiğini ve Erdoğan’ın olaya taktikle yaklaştığını savundu. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin daha ilkesel davrandığını, AKP’nin ise hesabını yaptığını düşündüğünü ifade etti. Bakan, AKP’nin önce tutumunu netleştirmesi gerektiğini söyledi.
Kapalı Toplantılar ve Bilgi Paylaşımı
Komisyonun yöntem tartışması yapacağı toplantısının basına açık olması gerektiğini belirten Bakan, daha önce basına kapalı yapılan toplantılara ilişkin olarak Adalet ve Dışişleri Bakanı’nın katıldığı toplantıda saklanması gereken bilgiler olabileceği düşüncesiyle kapalı tutulduğunu, ancak kendilerine özel yeni bir bilgi verilmediğini söyledi. Kapalı toplantılarda, içerik bakımından özel bir bilgi aktarılmadığını düşündüğünü ekledi.
Toplantıda Sunum Yapan Bakanlar ve MİT Başkanı Değerlendirmesi
Bakan, MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın toplantıya katılmasının önemli olduğunu, yürütme tarafından konuya en hakim kişinin Kalın olduğunu ve ondan en detaylı bilgiyi aldıklarını belirtti. İçişleri ve Milli Savunma Bakanlarının sunumlarının hayal kırıklığı yarattığını, bu sunumların kapalı toplantı olmasını gerektirmediğini söyledi. Dışişleri Bakanı’nın konuyu daha iyi bildiğini, Kalın’dan sonra konuya en vakıf kişinin Hakan Fidan olduğunu ifade etti.
Kalıcı Çözüm ve Demokratik Güç Gerekliliği
Bakan, komisyon dinlemelerinin bittiğini; partilerin çalışmalar için hazırladığı rapor ve yasal düzenleme önerilerini komisyona sunmasının beklendiğini kaydetti. CHP’nin daha önce verdiği 29 maddelik Demokratikleşme Paketi bulunduğunu, metni gözden geçirip eklemelerle sonuç kısmında talepler sunacaklarını söyledi. Kalıcı çözümün yalnızca PKK’nın silah bırakması ve silah bırakanların dönüşüyle sınırlı olmadığını; Kürt sorununun sona erdirilmesi, aidiyet hissi oluşturacak adımlar ve toplumsal rızanın üretilmesinin güçlü bir demokrasi inşa edilmesini gerektirdiğini vurguladı. Anayasa ve AYM kararlarını tanımayan bir iktidarın alınan kararların uygulanmasında güvence olamayacağını, siyasal rüzgar tersine döndüğünde iktidarın güvenlikçi politikalara dönebileceğini söyledi. Bu nedenle çözümün garantisinin güçlü bir demokrasi olduğunu belirtti.
Selahattin Demirtaş’ın Durumu
Bakan, AİHM kararı kesinleşmiş ve tahliye başvurusu yapılmış olan önceki HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında “Çoktan tahliye edilmesi lazımdı” dedi. Demirtaş’ın dokuz yıldır cezaevinde bulunduğunu, bunun doğru bir yönetim şekli olmadığını belirtti. Bahçeli’nin Demirtaş’ı sürecin içine dahil ettiğine ilişkin değerlendirmede bulundu ve Demirtaş’ın tahliye edilmesi gerektiğini başından beri söylediklerini yineledi.
İstanbul İl Başkanlığı Kayyum Kararı ve Yargı Değerlendirmesi
Bakan, İstinaf Mahkemesi’nin CHP İstanbul İl Başkanlığı’ndaki kayyumun göreve devam etmesine ilişkin kararını eleştirdi. Üçüncü defa seçilmiş bir il başkanının olduğu yerde kayyumun devam ettirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hiçbir hukuk sisteminin YSK’nın kabul ettiği seçimle seçilmiş birinin yerine önceki kongrede atanan kayyumu devam ettiremeyeceğini söyledi. Kayyum gerekçesinin ortadan kalktığını, davanın konusuz kaldığını, buna rağmen davanın hukuka aykırı şekilde sürdürüldüğünü belirtti ve “Bir İstanbul yargısı var ve bu Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre hareket etmiyor” dedi.
CHP Kurultayı ve Özgür Özel Değerlendirmesi
Bakan, CHP’nin bir sonraki kurultayında Özgür Özel’in karşısına çıkacak bir rakip beklemediğini söyledi. “Kimse Özgür Özel’in karşısına çıkamaz” ifadesini kullandı ve partinin Genel Başkan etrafında kenetlenmiş olduğunu belirtti.

